Etiket arşivi: startup

Girişimcilerin Başarılı Olması İçin Geçmeleri Gereken 5 Aşama

Bu yazı ICT media dergisi Aralık sayısında yayınlanmıştır.

image credits: http://www.theemotionmachine.com/wp-content/uploads/success-environment.jpg

İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde yaklaşık olarak 3 aydır “Uygulamalı Girişimcilik ve İnovasyon Yönetimi” dersini veriyorum. Girişimciliğin sadece uygulamada değil, zihin yapısının doğru anlaşıldığı takdirde ülke ekonomisine çok büyük katkı vereceğine inanıyorum. Yani dersi hadi bakalım gençler iş kursun diye vermiyoruz. Dersi öğrencilere girişimci zihin yapısını doğru şekilde aktarmak, bir problemi belirleyip buna fikir üretip daha sonrasında bunu nasıl alınabilir bir ürüne çevirebilecekleri konusunda egzersizlerle yardımcı oluyoruz. Bu dersin temeli aslında girişimci zihin yapısının 5 aşamasına dayanıyor:

1) Sorumluluk al
2) Harekete geç
3) Başarısız ol
4) Öğren
5) Geliştir

Bu 5 aşama sırasıyla değerlendirildiğinde bana göre Türkiye’de çok önemli bir eksiğe de işaret ediyor. 100’den fazla girişim 70’den fazla firma ile birebir yaptığım çalışmalarda her zaman herkesin niyetlerinin son derece iyi olduğunu, çalışmaya hazır olduğunu hatta bunun için elinden geleni yaptığını ancak çoğu zaman başarısız olunduğunu gördüm. Bunun en büyük sebebinin yukarıda bahsettiğim zihin yapısı aşamalarının doğru anlaşılmamasından ileri geldiğini düşünüyorum. Bunları kısaca inceleyecek olursak:

Sorumluluk al: Eğer herhangi bir konuda ilerleme kaydetmek ve sonuca varmak istiyorsak ilk yapmamız gereken yaklaşımla ilgili olan sorumluluk almadır. Aslında bunu basit bir örnekle açıklayabiliriz; Bir arkadaşınıza yemeğe gittiniz 10 kişilik kalabalık bir grupsunuz, etrafın toplanması ve bulaşıkların yıkanması gerekiyor. Böyle durumlarda genellikle herkes sorumluluğu birbirine atıp evden ayrıldığı için bütün iş bir kişinin üzerine yükleniyor. Bu tipik durumu hem iş aleminde hem de girişimlerde çok fazla gördüm. Önce bir yaklaşım olarak durumu kavramalı bir sorumluluğu almalıyız. Eğer yapılacak şey kendimizle ilgili ise mutlaka bunun bir parçasından tutacak sorumluluğu hissetmeliyiz.

Harekete geç: Sorumluluğu hissetmek hiç bir işi sonuçlandırmaya yetmiyor. Birinin kalkıp ilk tabağı mutfağa götürmesi gerekiyor. Yani istediğimiz kadar sorumluluk alıp zihnimizde planlama yapabiliriz ancak ilk adımı atmadığımız sürece zamanla üzerimizde oluşan duygusal yük bir hareket etmemizi güçleştirecektir.

Başarısız ol: Kültürümüzde en zor kabul edilen olgulardan bir tanesi başarısızlıktır. Halbuki sadece girişimciliğin değil herşeyin özünde başarısızlık vardır. Büyük şair ve düşünce adamı Atilla İlhan ünlü şiiri “Ayrılık Sevdaya Dair”’de ayrılığın acı olduğunu ancak bununda aslında sevmenin yani o sürecin içinde olduğunu anlatmıştır. Başarısızlıkta girişimcilik gibi bir çok sürecin temelinde yatan ve özünde olan bir olgudur.

Öğren: Sürekli olarak başarısız olup, etrafımızda kontrolümüz altında olmayan, herkese, herşeye tepki gösterebiliriz. Başarısızlığımızın sebeplerini dışarda arayarak kendimize bahaneler üretebiliriz. Bu tür bir sorumluluğu dışarı atfetmek yerine durumu iyi analiz edip nelerin eksik olduğunu anlamak ve bunları nasıl düzelteceğimiz üzerine düşünmek, düşündüklerimizi kağıda dökmek bizi başarısız olsak bile hiç zaman kaybetmeden tekrar işimizi yolumuza koymamızı sağlayacaktır.

Geliştir: Öğrenmek tek başına oldukça rahatlatıcı olabilir. Ancak öğrenmenin verdiği rahatlığa kapılarak işimizi geliştirecek uygulamaları yapmazsak ve onu bir adım ileri götürmezsek bundan önceki 4 aşamada boşa gidecektir. Olduğumuz yerden bir adım daha ileride olmanın yolu öğrenilenlerin uygulanmasından geçmektedir.

Bilişim Girişimlerinde Baştan Kaybeden Proje Türleri

 

Image credits: http://www.socialsecurityinsider.com/wp-content/uploads/istock_000007981541xsmall.jpg

Yılda yaklaşık 300 kadar projeyi Embryonix’de dinleme fırsatı buluyoruz. Özellikle fikir sahiplerinin heyecanlı olması ekosistem açısından oldukça motive edici oluyor. Ancak dinlediğimiz projelerin çok önemli bir kısmında o şekilde devam edilirse bir yere varmayacak ve zaman kaybına sebep olan projelerde oluyor. Kısaca bunları açıklamanın zaman kaybetmeme açısından önemli olacağını düşünüyorum:

1) Kullanıcıya herhangi bir şeyle alakalı tavsiye sunacak uygulamalar: Bilişim projelerinde ilk sorguladığım proje tipi bunlar oluyor. Son 2 senedir o kadar çok “tavsiye” eden proje dinledim ki burada ilk sırada yazma ihtiyacı duydum. Bu projeler genellikle; girilen anahtar kelimelere göre mekan tavsiyesi, check-in yaptığı yerlere göre yemek tavsiyesi, beğendiği durumlara göre giysi tavsiyesi şeklinde uzayıp gidiyor. Burada sorduğum soru çok basit: “Tavsiye mimarisini neye göre oluşturacaksınız?” Gördüğünüz gibi bu tür uygulamalarda önemli olan yazılım değil. Artık yazılım bilmenin katma değeri çok düşük, önemli olan yazılımın arkasındaki mimariyi oluşturmak. Örnek vermek gerekirse benim gittiğim yerlere göre bana tavsiye yapacaksanız bunu neye dayandırarak yaptığınız önemlidir. 3 kere köfteciye gidince bana neden 1 kahve içilen yer önereceksiniz? Bu neye dayanacak(bunun üzerine bir deney ya da akademik bir araştırma var mı?) Kaç kere gitmem gerek? Hangi bölgelerde gidersem neye göre önereceksiniz? Gördüğünüz gibi facebook, google, twitter gibi devlerin milyonlarca dolar harcadığı şey aslen budur yazılım kısmı bundan çok sonra gelir.

2) Bir sektörü, belirli kişileri ya da organizasyonu bir araya getiren sosyal ağ kurmak: Nedense özellikle son 1 senedir “biz bir sosyal ağ kuracağız” denildiğinde biraz umutsuz gözlerle karşımdakilere bakmaya başlıyorum. Çünkü “sosyal ağ” olayını her şekli ile, her türlü ve her opsiyonla yerine getiren milyarlarca dolar değerinde şirketler var. Bundan ötesi bildiğiniz 6-7 sosyal mecra var ama dünya çağında bakıldığında 10 000′den fazla sosyal ağ uygulaması olduğunu görüyoruz. Bu yüzden artık sosyal ağ kurmak yerine sosyal ağların nereye doğru hareket ettiğini düşünerek onların alt yapılarından faydalanan uygulamalar geliştirmeye çalışmak daha akıllıca olur. Kimse 1 milyardan fazla üyesi olan bir sosyal ağ varken sizin kurduğunuz ağa dahil olma isteğinde olmaz.

3) Kullanıcı Tabanlı Veriye Bağlı Olan Uygulamalar: User-generated content diye isimlendirilen ve içeriği kullancıların sağladığı uygulamalar oldukça popüler hala geldi. Facebook, twitter, foursquare, instagram, pinterest gibi sosyal ağlarda içerik kullanıcılar tarafından sağlanıyor. İçerik sağlandıkça daha çok kullanıcı oluyor, daha çok kullanıcı daha çok içerik üretiyor. Buraya kadar gayet mantıklı ancak siz “Ben bir uygulama yapacağım, mekanları kullanıcılar girecek, puan verecek böylece insanlar ona göre gidecek” derseniz, size o ilk kullanıcıları nereden bulacağınızı sormak gerekir. Yani ilk kullanıcılarınızı nasıl elde edeceksiniz? Neden sizi seçsinler? Seçmeleri için geçerli bir sebebiniz var mı? Bu soruları çok net cevaplamadığını sürece kullanıcının içerik ürettiği uygulamalar maalesef başarısız olmaya mahkumdur. (mobil uygulamalarda bir kullanıcıya sadece uygulama indirtme maliyetinin kişi başı 3 TL-5TL, işlem yaptırma maliyetinin de yaklaşık 15-20 TL olduğunu unutmayın!)

4) İş Modeli Sadece Reklam Gösterme Geliri Üzerine Olan Uygulamalar: Yine dinlediğim bir çok projede güzel içerik sağlayan projeler var. Doğal olarak nereden para kazanacakları sorusunu soruyoruz. Ancak aldığımız cevap %90 reklamlardan şeklinde oluyor. Bunu söyleyen proje sahiplerinin reklam gelirleri, bunların nasıl ve hangi koşullarda elde edildiği ve ne zaman ödendiği konusunda çok fazla bilgisi olmadığını düşünüyorum. Youtube gibi dünyanın en büyük arama motorlarından bir tanesinde, başta yayınlanan reklam EN SONUNA kadar izlendiğinde 3 kuruş ile 5 kuruş arası bir geliriniz oluyor. Yani kullanıcı videonuzu açmadan çıkan reklamda, reklam atlaya basmadan sonuna kadar reklamı izleyecek ve her izlemeden çok düşük bir para kazancaksınız. Bu durumdan ancak milyonlarca hit alan özel sanatçı hesapları ve youtube fenomenleri faydalanabiliyor. Bu sadece basit bir örnekti. Eğer reklama dayalı bir iş modeliniz varsa burada nasıl ölçekleyeceğinizi(büyüteceğinizi) çok iyi düşünmeniz gerekir. Yoksa sadece bulundurma masraflarını ancak çıkaran ve vaktinizin önemli bir kısmını alan projeler elde etmiş olursunuz. Çok zamanınız ve para kazanma isteğiniz yoksa tabi ki bu yolda devam edebilirsiniz.