Etiket arşivi: iş büyütme

Girişiminiz İçin Doğru Gelir Modelini Nasıl Seçebilirsiniz?

UM62EOZSRC
Bir girişim için herşeyin bir fikir ile başladığına katılıyorum. Fikir, yaşanan bir sorun ile veya ilham alarak ortaya çıkabiliyor. Fikirden sonraki aşama fikir ile çözümün birbiri ile uyumlu olması durumu oluyor. Yani çözdüğünüz sorun her neyse gerçekten insanların kullanacağı bir alternatif sunuyor mu? Eğer fikir çözüm uyumunu sağlarsanız bundan bir sonraki aşama ürün-pazar uyumu oluyor. Ortaya çıkaracağınız ürün çözüm sağlıyor ama yeteri kadar pazarı var mı? İnsanlar bunun için para ödemeye ve alışkanlıklarını değiştirmeye hazır mı? Bir girişimin bu anlamda son aşaması ise onu sürdürülebilir kılmak için ölçekleniyor olmasıdır. Projenize yaptığınız her 1 TL’lik yatırım ondan çok daha fazla kazancı size sağlıyor mu? Türkiye’deki girişimlerin önemli bir kısmı ölçekleme noktasında büyük problem yaşayabiliyor. Bir girişimci adayı yıllar önce bana benzin istasyonlarına takılacak ve markete girmeden arabanın yanında ödeme sağlayacak bir sistemden bahsetmişti. Burada sorun iyi belirlenmiş, çözüm uyumu olan ve düşük maliyetle benzin istasyonlarında dikkatini çekebilecek bir ürün oluşabilirdi. Ancak bu fikir maalesef ölçeklenebilir değildi. Türkiye’deki benzin istasyonların hepsine bile bu ürün satılsa gelirin devamı sağlanamayacağı için projenin sürdürülebilir olması oldukça riskli gözüküyordu.
İşte bu noktada bundan 10 yıl önce bize yabancı olan “gelir modeli” kavramından bahsetmek doğru olur. Uzun yıllardır hepimizin bildiği tek gelir modeli ürün ve hizmetlerin satılıyor olmasıdır. Ancak Son zamanlardaki önemli teknolojik yenilikler ve değişen tüketim alışkanlıkları gelir kazanmanın sadece bir yolunun değil başka yollarınında olabileceğini göstermiştir.
Gelir modeli kısaca; Bir işletmenin ürün ve hizmetlerinden nasıl gelir akışı sağlayacağıdır.Başarı ile uygulanan bir kaç gelir modelini örnek olarak vermek istiyorum. Girişiminizin ölçeklenip daha devamlı hale gelmesine katkı sağlayacağını umuyorum.
1) Ürün/Hizmet satışı: Yukarıda da bahsettiğim gibi en temel gelir modelidir. Eğer fiziksel bir ürün satıyorsanız,
- Farklı bir ürün üretiyor musunuz?
- Farklı ve yenilikçi bir tedarik sağlayabiliyor musunuz?
- Diğerlerinden daha uygun bir fiyata sahip misiniz?
Eğer dijital bir ürün satıyorsanız;
- İnsanların ödeme değer buldukları bir içerik sağlayabiliyor musunuz?
2) Grup ya da komünite erişimi: Kaliteli ve ulaşılması zor bir içeriğiniz varsa belli insanlardan bu içerik ve hizmet için para isteyebilirsiniz. Kurması kolay olmayan ancak düşük pazar potansiyeline rağmen yüksek getiri sağlayabilecek bir gelir modelidir.
3) Üyelik: Bir ürün veya hizmetin kullanımı için belli bir sürede yapılan taahüt anlaşması ve bunun sonucunda ödeme yapılmasıdır. Uydu kanalları ve GSM şebekeleri bunun en iyi örneklerini oluştururlar. Şüphesiz en karlı gelir modeli olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü bir kere sistemde üyelik alındığında düzgün bir gelir akışı sağlamaktadır. İki şekilde kullanılabilir:
a) Düz üyelik: Bir hizmet veya ürün için her dönem belli bir tutarın tahsil edilmesi durumudur.
b) Kullanıma bağlı üyelik: Kullanım durumuna göre ödenen tutarın arttığı üyelik türüdür.
4) Reklam alma: Türk girişimcileri tarafından en beğenilen ama karlılık açısından da en düşük olan gelir modellerinden bir tanesidir. Reklam tabanlı gelir modeli için günde en az 50 000 ziyareti olan bir platformunuz olması gerekmektedir. Eğer temil gelir kaleminiz reklam almaksa sürdürülebilir bir girişimin tek yolu bu istatistikler olmaktadır.
5) Hizmet için komisyon: Verilen bir hizmet için komisyon bedeli tahsil etmektir. Bu gelir modeli genellikle başarılı bir şekilde kurgulanmış dijital pazar alanları için geçerlidir. Yemeksepeti, gittigidiyor gibi girişimler ihtiyaç sahipleri ve satıcıları bir araya getirerek komisyon alırlar.
6) Pazar yeri uygulamaları: Yine alıcı ve satıcıların bir araya geldikleri ve kendilerini değerlendirdikleri güvene dayalı gelir modelidir. Pazar yerine dahil olmak isteyenlerden ücret talep edilmesi şeklinde gerçekleşir.
7) Gelir ortaklığı: Ticari içeriği olmayan bir web sitesinin ticari olan sitelere yönlendirme yaparak satış ve yönlendirme üzerinden tahsilat yaptığı gelir modelidir. İyi ve sürekli içerik oluşturan yüksek ziyaret alan platformların en çok kullandığı gelir modelidir.
8) Freemium: Önce bedava olarak verilen bir hizmetin belli bir kullanım ya da içerik artışından sonra ücretlendirilmesidir. Özellikle dijital dünyada en çok kullanılan gelir modellerinden bir tanesidir. Hepimizin aşikar olduğu dropbox belli bir alana kadar ücretsiz belli bir alandan sonra ise ücretli hale gelmektedir. Bedava kısmında iyi alışkanlık yaratan uygulamaların en çok tercih ettiği ve başarılı olduğu gelir modelidir.

İşinizi Büyütmek İçin Vazgeçmeniz Gereken 3 Şey

images

 

İster iş kurmak isteyin ister işinizi kurmuş olun, hayatta kalmanın en önemli unsurlarından bir tanesi sağlıklı olarak işinizi büyütmekte yatıyor. İş geliştirme danışmanı olarak bir çok firma ile çalıştığımda gördüğüm bazı kritik hatalar var. Bunları sizler için elimden geldiğince toparlamaya çalıştım.

1) “Satış Ekibi” Olayı: Bir iş kurduğunuzda ya da var olan bir işiniz varsa eskiden kalma alışkanlıklardan dolayı mutlaka bir -satış ekibi- ya da tam olarak farkı anlaşılmasa da -pazarlama ekibi- kurulur. Kendi işiniz içerisinde organizasyonun etkinliği ve operasyon akışı açısından böyle bir şey yapmanızda sakınca yok. Ancak bir düşünün size herhangi bir firmadan gelen biri “İyi günler …. hanım ben …. firmasının satış ekibinden ….” dediği zaman kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Zihninizin derinliklerinde bir defans oluştuğunuzu farkettiniz mi?

Satış ekibi söyleniş ve konumu itibariyle sanki tek işi sadece ürünü karşı tarafa ulaştırmak ve onu en hızlı şekilde paraya çevirmek olan kişiler olarak algılanıyor. Bu tanımı bir çok firmada kendi gayet net olarak benimsiyor. Ancak bu yüzden satış ekiplerinde hem çok fazla giriş-çıkış hem de istenilen başarının yakalanamadığını görüyoruz. Satış yapmanın temelinde bizim anladığımız anlamda satış yoktur. Bir hizmet ya da ürünü sunmanın temelinde yatan şey bir acıyı dindirmek ya da bir problemi çözmektir. Eğer satış ekibinizi sadece para odaklı yaparsanız acıyı dindirme ve problemi çözme geride kalır.

 

2) Uzun ve sürekli toplantılar: Toplantı kelimesi o kadar çok dilimize ve kültürümüze yerleşti ki bu kelimenin temel anlamını unutmuş gözüküyoruz. Genelde -toplantı- dendiğinde akla gelen bir birimin ya da şirketin belli kısımlarının bir araya gelerek bir rapor vermesi ya da bir problemin nasıl çözüleceği üzerine konuşulan süreç anlaşılıyor. Ancak toplantının temeli karşılıklı olarak ve bilerek isteyerek bir araya gelmektir. Temelinde yatan istek ise iletişimdir. Toplantılar bir hesap verme, tabirimi maruz görün ama kalaylama, şirket politikarının ve egolu patronların sürekli kuralları ve isteklerini söyledikleri bir yere dönerse bu iletişim değil bir monolog olur. Ayrıca ne kadar sık toplantı yapılırsa monolog daha çok artar ve toplanmanın değeri ve temel hedefi etkisini kaybeder. Toplantılarınızı belli gün ve zamanla sınırlayın. Toplantının temel hedefini karşılıklı iletişim ve çözüm odaklı olacak şekilde gerçekleştirin.

 

3) “Bugüne kadar böyle yapıyorduk” olayı: İş geliştirme yaptığım bir çok firmada en çok duyduğum sözlerden bir tanesi bu oluyor. Bir şeyi değiştirme ya da yenileme noktasına geldiğimiz zaman hali hazırda çalışmayan bir şeyi neden yaptıklarını sorduğumda “Bugüne kadar böyle yapılmış” şeklinde cevap aldığım çok oluyor. Çok sevdiğim bir söz var: “Hep aynı şeyi denerseniz hep aynı sonucu alırsınız”. Aldığınız sonuçtan memnun değilseniz size yük olmasın diye kaçtığınız yenilik ihtiyacı emin olun size çok daha fazla zararla geri dönmektedir. Hep aynı şeyi yapmanın vermiş olduğu o psikolojik konfordan çıkarak mutlaka yeni şeyleri deneyip istediğiniz sonuçları karşılaştırmanız oldukça büyük önem taşımaktadır.