Etiket arşivi: iletişim

Sosyal Medya Artık “Sanal Dünya” Değildir. Neden mi?

Bu yazı ICT Media Dergisinin Aralık 2013 Sayısında yayınlanmıştır. 

image credits: http://allthingsd.com/files/2011/10/Coffee-Power-Workclub-Workers-380×254.png

Sosyal medya hayatımıza 2007 yılında ilk olarak Facebook ile girmeye başladı. Önceleri evimizdeki bilgisayarımızda akşamları bağlanarak o anki ne yaptığımızı paylaştığımız sosyal mecra; internet hızının artması, mobil cihazların ortaya çıkması ile artık hayatımızın bir uzantısı haline geldi. Nerede olduğumuzun bir önemi olmadan o anla ilgili paylaşım yapmamız artık çok kolay ve maliyetsiz hale geldi. Eskiden gerçek hayatımızı etkileyen şeyleri sosyal mecralar yolu ile paylaşırken artık sosyal mecralarda paylaştığımız şeyler gerçek hayatımızı etkilemeye başladı. Sosyal medya ile ilgili tartışmalar ve eğitimlerde genellikle bu mecra “dijital ortam” olarak nitelendiriliyor. Bu belki bu işin ilk başladığı zamanlar için söylenebilirdi ancak geldiğimiz noktada artık sosyal medyanın bir “dijital ortam” ya da “sanal dünya” değil tam tersine hayatımızın en önemli faktörlerinden bir tanesi olduğu söylenebilir. Peki nasıl oldu da bu noktaya geldik?

1990 – 2000 yıllarında internetin hayatımıza yeni girmeye başladığı zamanlarda bilgisayarlarımız üzerine dantel koyduğumuz ve evimizin bir köşesinde duran mobilyalar gibiydi. O zamanlar bankalarda işinizi halletmek için bizzat kendiniz gitmek zorundaydınız. Çiçek ve yemek siparişlerinizi telefon yoluyla veriyordunuz. Sosyal mecra kavramı yoktu sadece sosyal anlamda iletişim kurulan internete bağlı ICQ ve MSN messenger gibi platformlar vardı. Bu platformlardaki çoğu kişi kendi gerçek kimliğini kullanmıyordu ve kullanmakta istemiyordu. Internet üzerinde sosyalleşmekten ya da paylaşımlardan bahsetmek için hiç bir ortam yoktu. Paylaşımlar sadece kişiler arasında oluyordu.

2000 -2007 yıllarında internet kullanımının 5 katına çıkması, internet hızının 10 kattan fazla hızlanması ve kablosuz bağlantıların ortaya çıkması ile artık diz üstü bilgisayarlar kafelerde ve açık alanlarda görülmeye başlandı. Kablosuz bağlantı teknolojileri ile artık fotoğrafları bilgisayar ortamına aktarmak daha kolay hale geldi. Bu durumda insanlar fotoğraflarını göndermek ve paylaşmak için uygulamalar edinmeye ve bilgisayalarını bunun için kullanmaya başladılar. Sosyal mecralar; bloglar, facebook, myspace ve twitter gibi araçlarla yavaşça ancak artan bir hızda genişlemeye başladı. İnsanlar yaşadıkları deneyimleri eve gidince internet üzerinden paylaşmaya başladılar.

2007-2013 yıllarında mobil cihaz kullanımındaki inanılmaz hızlı yükseliş, sosyal mecraları da bambaşka bir düzeye taşıdı. artan mobil internet hızı ile birlikte artık insanlar nerdeyse bütün ihtiyaçlarını mobil cihazlar üzerinden görmeye başladılar. Kurumlarda bunlarla ilgili uygulamalar geliştirmeye başladı. Artık sosyal mecra her an her saniye yanımızda olmaya başladı. Bir kazayı, bir konseri, unutulmaz bir anı resmen anlık olarak paylaşmaya başladık. Günlük ve anlık iletişimlerimizin nerdeyse tamamı sosyal mecralar yoluyla yapılmaya başlandı. Toplu oturduğunuz yerlerde bolca mail gelme sesi, facebook iletileri ve whatsapp sesleri duymaya başladık. Nerdeyse yüzyüze iletişimden çok daha fazla sosyal mecralar üzerinden iletişim sağlanmaya başlandı. Bundan 15 yıl öncesine göre en büyük değişim ise insanların artık bizzat kendi istekleri ile isimlerini, yerlerini ve yaptıklarını paylaşmaları oldu.

Son gelinen noktada sosyal mecralar artık kesinlikle “sanal dünya” ayrımından kurtulmuş gözüküyor. Sosyal mecralara artık böyle bakmamız gerekiyor. Bunun sebeplerini özetlersem:

1) Sosyal mecralar, bir mecradan önce sosyal platformlardır.
2) Etkileşimi sağlayan şey yazılımlar değil insan iletişimidir. Yazılımlar sadece etkileşimi kolaylaştırmaktadır.
3) Her sosyal mecra gerçek hayattaki ayrı bir ihtiyaca cevap vermektedir.
4) Sosyal mecralar aslında bilgisayar ve insanlar arasındaki ilişkiyide göz önüne aldığından dijital ekosistem ve dijital vatandaşlık kavramları önem kazanmıştır.
5) Sosyal mecralar artık paylaşımdan öte kendini ifade etme ve geri bildirim alma yeridir.

Sonuç olarak sosyal mecraların değişen paradigması yazılımlarla değil, iletişimin değişen paradigması ile alakalıdır. Değişen iletişim paradigması ve araçların ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin Geleceğini Belirleyen 5 Trend

* Bu yazı ICT Media dergisinde Haziran 2013′de yayınlanmıştır.

Alıntı:http://www.exelanz.com/wp-content/uploads/2013/05/bigdata_large.jpg

ICT(Bilgi ve İletişim teknolojileri) konusunda hem teknoparklarda hem de diğer hızlandırıcı merkezlere gelen proje sayısı Türkiye’de de oldukça fazla gözüküyor. Bizim Embryonix’de de değerlendirdiğimiz projelerin %85 ini ICT projeleri oluşturuyor. Peki ICT sektöründe önümüzdeki yıllarda ne gibi değişiklikler olabilir? Şu an üzerinde çalışılan bazı teknolojiler ICT sektörünün bundan sonraki 5-10 yılına damgasını vuracak gibi gözüküyor.

1) 3D Yazıcılar

İlk çıktığında çok fazla ciddiye alınmayan bu cihazlar gösterdikleri gelişim ile ufak tefek monte parçalardan, organlara kadar üretim yapabileceklerini kanıtladılar. Görünen o ki bu cihazlardan dolayı özellikle üretim yapan hatlarda çok ciddi değişiklikler olacak. Bir düşünün evinizde eksik olan herhangi bir cihazı hemen yazıcısın ile ortaya çıkarabileceksiniz. Yapmanız gereken tek şey internet üzerinden ilgili yazılımı ve onun getirdiği tasarımı indirmek olacak. Bu durumda özellikle bio kimyasallardan tutunda, her türlü nalburiye, plastik ve günlük hayatta kullanılan bütün hammadelerin satışlarının artacağını ancak bununla birlikte bazı üretim yerlerinin de bu değişime uyum sağlamazlarsa kapılarına kilit vuracağını düşünüyorum. Artık önemli olan tek şey aldığınız yazıcısınız ile basacağınız tasarımlar olacak. Hatta bu tasarımları kendiniz bile uygulamalar ile yapabilecek duruma gelebileceksiniz.

2) Bulut Bilişim

Bulut bilişim kesinlikle yeni bir konu değil. 2000 li yılların başından beri çok ciddi olarak konuşuluyor. Ancak internet bağlantısının geldiği ve geleceği hızlar dolayısı ile artık önemini iyiden iyiye arttırmakla birlikte hayatımıza tamamı ile girmeye başladı. Akıllı cihazlarda kullanılan bir çok uygulama artık bulut bilişim kullanıyor. Bildiğiniz bir çok oyun, ticari uygulama ve veri tabanları çoktan buluta geçtiler. Bununla ilgili çok fazla çözüm sunan işletmede ortaya çıkmış bulunuyor. Ancak benim yakın gelecek için tahminin  sabit disklerin bütünüyle ortadan kalkacağı yönünde oluyor.Internet hızı artık bizim yüksek çözünürlüklü filmleri, müzikleri ve programları çalıştırmamızı sağlayacak. İşletim sistemleri artık bulut üzerinden çalışacak. Bireysel kullanıcılar ve kurumlar bulut bilişim hizmeti sağlayan kurumlara işletim sistemleri ve bilgilerinin tutulması için kira ödeyecekler.  TV bütünüyle isteğe uygun hale gelecek. Program başına ödeme yapılacak, bazı programlar aynen akıllı telefon uygulamalarında olduğu gibi ücretsiz izlenecek ama program içinde ödeme yapılacak. Bu durumda tanıtımlar ve reklamlar artık çok daha hedefli şekilde olacak.

3) Yakın Alan İletişimi(NFC)

Bluethooth hayatımıza girdiği zamanlarda çok heyecanlanmıştık. Ancak kısa süre sonra çok da verimli bir teknoloji olmadığı ve güvenlik konusunda bir çok sorun çıkardığı görüldü. Son 5 yıldır geliştirilen ve gelişmeye de açık olan NFC yani yakın alan iletişimi teknolojisi, akıllı cihazların bir biri ile hızlı ve güvenli veri transferi yapmasını sağlıyor. Bunu çok yakına getirerek ya da dokundurarak yapıyorsunuz. Hayatımızda metroya, vapura otobüse binerken, otele girerken, evinize girerken, işinize giderken veya otoparka girerken kullandığınız bir sürü kartı düşünürseniz ve bunları sadece telefonunuzla sağlayabileceğinizi düşünmeniz işlerinizi baya kolaylaştırır. Ancak NFC nin asıl uygulaması kesin olarak ödeme sistemleri olacak. Kredi kartlarının hem çevreye olan zararları, hem kullanımda artık bir çok kartı aynı cüzdanda bulundurma gereği yüzünden ortadan kalkmak üzere olduğunu düşünüyorum. Çok daha güvenli, izlemesi kolay, hızlı ödeme yapacağınız NFC içeren akıllı telefonlar çıktı. Ancak henüz yaygınlığı istenilen düzeyde değil. Bu teknoloji doğru şekilde gelişirse devlet kurumlarında dahil kullanılabilecektir.

4) 4G Bağlantısı

Hayatımıza 3G gireli çok fazla olmadı. Bireyler ve kurumlar oldukça yoğun bir şekilde özellikle büyükşehirlerde 3G kullanıyorlar. Başlangıçta 3G sadece görüntülü görüşme yapmak için bir araç diye düşünüldü. Ancak zaman geçtikçe bunun mobil durumdayken fizibl olmadığı ve 3G nin gerçek amacının internet uygulamalarını kullanmak için olduğu ortaya çıktı. Hayatımıza 2 sene içinde girecek olan 4G çok önemli içeriklerle geliyor. Öncellikle yükleme hızında 3G ye göre en az 100 kat daha hızlı olacak. Hem uyguları hem de kablosuz ağ bağlantısını kullanabilecek. En önemlisi çok daha yüksek frekans bandında çalışacağı için çekmeme problemi oldukça azalacak. 4G ile birlikte konferans görüşmeler, DVD kalitesinde film kiralama, büyük projelerin mobil cihazlar ile yürütülmesi gibi çok önemli değişiklikler olacak. 2015 yılı itibari ile dünyada PC den çok akıllı cihaz olacağını düşünürsek önemi bir kez daha anlaşılmış olacak. Her evde 2 dizüstü bilgisayar artık tablet cihazlar ve akıllı telefonlar ile yerini değiştirecek.

5) Büyük Veri Problemi(Big data)

Büyük veri ya da big data, bildiğimiz veri yönetim sistemleri ile işlenmesi çok zor olan büyük ve karmaşık data setlerini ifade ediyor. Aslında bu problem en başta 90′lı yıllarda CERN labratuarında ortaya çıkmıştı. Atom çarpışmalarından olan veri o kadar büyük hale geliyordu ki bu verileri ancak milyonlarca veri içinden çekilen anlamlı örneklemler incelenerek işlenebiliyordu. 2012 yılında her gün 2,5 kuantilyon(2,5×10^18) byte veri üretiliyor ve bu üssel olarak her gün artıyor. Özellikle günlük hayatta kullanılan kameralar, akıllı cihazlar, güvenlik sistemleri ile birlikte kurumlar tarafından kullanılan, meteoroloji hesaplamaları, genom projeleri, bio medikal, fizik, finans gibi araştırmalar bu verinin artışını ateşliyor. Büyük veri problemini çözmek için başta ABD hükümeti olmak üzere IBM ve Oracle gibi firmalar ARGE lerinde inanılmaz rakamlarda yatırımlar yapmaya başladılar. Büyük veri problemini çözmek için yine yardımımıza doğa yetişiyor gibi gözüküyor. Mühendisler verilerin görsel olarak nasıl hareket ettiğini anlayacakları modeller geliştiriyorlar. Internetinde ortaya çıktığı DARPA labratuarlarında büyük veri setlerinin topolojik olarak yapısını araştıran ve anlamaya çalışan araştırmalar yapılıyor. Bunun günlük hayattaki önemi artık kurumların ve bireylerin büyük verileri daha kolay anlayabilecekleri görseller ile görmeleri oluyor. Bunu sağlayan uygulamalar ICT sektörü için çok değerli olabilir.