Aylık arşivler: Kasım 2014

Yeni Teknolojilerin Etik Problemleri Şimdiden Başlıyor mu?

Bu yazı ICT Media Dergisi Kasım sayısında yayınlanmıştır

Image credits: http://hull-and-east-riding.humanist.org.uk/wp-content/uploads/2013/07/trolley-problem.jpg

Geçmiş aylardaki bir çok yazımda özellikle yeni teknolojilerin bazılarının çalışma, yaşama ve iş yapma şeklimizi kökten değiştireceğini yazmıştım. Bunlar arasında hayatımıza yeni girmeye başlayan 3D yazıcılar, giyilebilir teknolojiler, yapay zeka teknolojileri, drone(insansız hava aracı) çok fazla yer almıştı. Bu teknolojiler henüz çok yeni kullanılmaya başlamasına rağmen gizliliği, ve emniyeti çok ciddi şekilde tehdit etmeye başladılar bile. Elbette bu teknolojilerin hayatımıza getireceği kolaylıklar ve kullanım alanları çok fazla ancak bir de madalyonun diğer yüzünü görmek ve teknolojiler kötüye kullanıldığında ne gibi sonuçları olabileceğini de düşünmek gerekiyor. Bu teknolojilerin verdiklerinin çok olduğu gibi hayatımza getirebileceği tehlikelerde azımsanacak cinsten değil gözüküyor.

1) 3D yazıcılarda kötüye kullanımlar: Belkide yasadışı kullanıma en açık ve en tehlikeli teknoloji 3D yazıcılar olabilir. ABD’de de ve Avrupa’da bu konuda çok ciddi tartışmalar öne çıkıyor. Özellikle öne çıkan suç oluşturan hareketler:

- Silah ya da silah parçası basılabilmesi
- Kredi kartı basılabilmesi
- ATM makinalarını aldatan plastik kart basımı
- Kapıları açan anahtar basılabilmesi
- Bomba parçası üretimi

Bu listenin zamanla insanların ne kadar yaratıcı olduğunu da düşünürsek uzayacağı kesin gibi gözüküyor. AB’de bu konuda alınmaya başlayan önlemler ışığında Italya, İspanya, Almanya ve Türkiye’de gerekli operasyonlar yürütülüyor. 3D yazıcıların gitgide küçüldüğünü de dikkate alırsak havalimanları ya da güvenlik bölgelerine girdikleri takdirde yasadışı bir çok cihazı basabilecek duruma gelebilirler.

2) Giyilebilir Teknolojilerde kötüye kullanımlar: Oldukça heyecan verici gelişmelerini izlediğim başka bir teknoloji de giyilebillir teknolojiler oldu. Gerçek hayatımızda şu an bile bir çok uygulaması var. Online olarak yapılabilen sağlık taramaları, 24 saat video kayıdı, sıcaklık, ateş, tansiyon ölçer cihazlar hayatımıza çoktan girmiş oldular. Bu teknoloji için öne çıkan suç oluşturan hareketler:

- Gizli kamera ya da gözlüklerle özel hayatı tehdit eden kayıtlar yapılması
- Yine özel hayatı tehdit edebilecek lokasyon tespiti yapan çipler
- Uyuşturucu içeren maddelerin saklanabilmesi

Özellikle Google Glass ile başlayan ve bir çok yerde yasaklanan video kayıtları, çok fazla şikayet almaya başladı. ABD’de bazı eyaletlerde ‘Don’t Glass This’ gibi gözlüğü kullanmanızı yasaklayan ibareler gözükmeye başladı. Sanat galerileri ve yaratıcı performans yapılan bir çok yerde şimdiden giyilebilir kameralar ve google glass yasaklanmış durumda gözüküyor.

3) İnsansız hava aracı teknolojilerinde kötüye kullanımlar: Drone’lar olarak bilinen ve belki de en hızlı yayılan teknoloji, uçan hava araçları ile video veya fotoğraf çekimi yapılmasını sağlıyor. Türkiye’deki bir çok düğünde şimdiden kullanılmaya başlayan bu teknoloji özel hayatı çok ciddi şekilde tehdit etmeye başladı. Özellikle öne çıkan suç oluşturan hareketler:

- Özel mülkiyet içinde izinsiz çekim yapılması
- Kamu güvenliği için önemli yerlerin izinsiz olarak kayıt edilmesi
- Askeri veya stratejik önem içeren bölgelerin kayıt altına alınması

Tahmin edilebileceği gibi bu teknolojiden en çok rahatsız olan devletlerin güvenlik birimleri olarak gözüküyor. ABD’de dronlelar için özel izin sahaları bulunuyor. Bunun dışına çıkan dronelar imha edilmeye kadar gidebilir.

Yeni teknolojilerin kötüye kullanımını engellemek için şimdilik hükümetlerin gördüğü en mantıklı yollardan bir tanesi bu teknolojilerin cihazlarının ve kullanımının ruhsata bağlanması olarak görülüyor. Bu teknolojileri üreten bütün şirketler cihazlar içine ayrıca takip edebilecek çipler koyarak güvenlik güçlerinin suç unsuru oluşturabilecek durumlarda müdahelesini kolaylaştırabilir ya da potansiyel suç oranını azaltabilir. Ancak bununla birlikte yine hükümetlerin özel hayata müdahalesi olacağı ve bunun da ayrı bir tartışma konusu yaratacağı belli oluyor.

Dijital Hapishanenizden Nasıl Kurtulursunuz?

Image credits: http://i.imgur.com/fYQYrVd.jpg?1 user: coptermedic

Eminim ki bir çoğunuzun dikkatini çekiyordur. Büyükşehirlerde, toplu alanlarda bir çok kişinin telefonuna bakarak yürüdüğünü, kafasını kaldıranların genellikle zaten telefonla konuşuyor olduğunu, araba kullananların zamanlarının önemli bir kısmını mesajlara cevap vermek ya da Facebook’daki son iletilere bakmak şeklinde kullandıklarını farketmişsinizdir. Bu yazdıklarım kendime tanıdık geldiği gibi size de tanıdık geliyordur. Ben bunun dijital bir hapishane olduğunu düşünüyorum. Evet akıllı mobil cihazların hayatımıza getirdiği kolaylıkları göz ardı etmek imkansız. Ancak onların dünyayla olan bağlantımızın ve kendimizi ifade etmenin neredeyse tek yolu olarak görmeye başladığımızı farketmemiz gerekiyor. Bundan sonra kendim içinde uygulamak koşuluyla bu hapishaneden kurtulmanın kendi yorumumla bir kaç maddesini yazmak istiyorum:

1) Akıllı telefonunuzu gece yatarken elinize ulaşamayacağınız bir yerde tutun. Odanızda mümkün olduğunca ekran bırakmayın.

2) Sabah kalktığınızda ilk baktığınız şeyi akıllı mobil cihazınız değil evinizin penceresindeki manzara yapın.(Manzaranın ne olduğu önemli değil)

3) Whatsapp, mesajlar, facebook messenger, twitter, swarm gibi uygulamaların bildirimlerini kapatın. Merak etmeyin mesajlar gelmeye devam ediyor. Uygun olduğunuz zaman uygulamaya girdiğinizde mesajlarınızı ve bildirimlerinizi görebilirsiniz. 

4) Vapurda, otobüste, dolmuşta, çevrenize daha çok bakın, kitap ya da dergi okuyun, müzik dinliyorsanız SADECE müzik dinleyin. 

5) Gittiğiniz yerlerde kendinize fotoğraf çekme sınırı koyun.(Her yer için en fazla 5 adet gibi)  Güzel anları daha sonra hatıralarda yaşamak yerine, olduğu yerde yaşamak daha doyurucu olacaktır. 

6) Arkadaşlarınızla buluşmalarınızda ya da iş görüşmelerinde mobil cihazınızı o durumla ilgili ihtiyaç olmadığı sürece gözünüzün önünde tutmayın.

7) Her hafta ya da en azından her ay kendinize 12 saatlik uçuş modu izni verin. 12 saat için mobil cihazınızı hiç bir şekilde kullanmayın. (Zor gözüküyor ancak bir kere yapmaya başlayınca alışacağınıza eminim)

8) E-postalarınızı günün sadece belli saatlerinde mümkünse her gün aynı saatler içerisinde cevaplayın. 

9) Arabada akıllı cihazınız ile mesajlaşma yapmayın, bunun yerine müzik ya da sevdiğiniz radyo programını dinleyin. 

10) Bazen koşmak sadece koşmak, bisiklet sürmek sadece bisiklet sürmektir. Bunları mutlaka akıllı cihazların yardımı ile yapacağınıza dair bir kural bulunmamaktadır. 

Eğer dikkatinizi çektiyse – eminim çekmiştir – 10 maddenin hepsi çok uzun olmayan bir süre önce yaptığımız şeylerden ibarettir. Akıllı cihazları kullanmayın gibi bir yargıda kesinlikle bulunmuyorum. Ancak onların hayatımızı kolaylaştırması ile bizim onlara bağlı yaşamamız arasında fark olduğunu düşünüyorum.